top of page
Ara


Kaygının Genetiği
Seri: Bu yazı, "Kaygının Genetiği" serisinin merkez (başlangıç) yazısıdır. Konunun teknik ayrıntılarına girmek isteyenler için serinin diğer yazılarına metin içinden bağlantı verilmiştir. Kaygıya Doğuştan Yatkın Mısınız? Anksiyete ve Serotonin Taşıyıcı Genin Rolü Kaygı Nereden Gelir? Bazen içimizde tarif etmesi zor bir sıkışma belirir; kalp ritmi hızlanır, çevre daha keskin, duygular daha görünür hâle gelir. Tam da bu anda kaygıyla karşılaşırız. Kimi insanlar için bu duygu bi


İlişki Kurma Biçimimiz Hangi Genlerle Şekilleniyor?
Biyoloji ve İnsan Bağlarının Kesişimi İnsan ilişkileri yalnızca öğrenilmiş davranışların değil, biyolojimizin sessizce ördüğü bir zeminin üzerine kurulur. Birine güvenme, yakın hissetme ya da mesafe koyma eğilimlerimiz; kalbimizin olduğu kadar beynimizin de bir dili olduğunu hatırlatır. Bu dilin önemli bileşenlerinden biri oksitosindir. Halk arasında “sevgi hormonu” olarak bilinen oksitosin, yalnızca duygusal bir his değil; beynimizle ilişkisel dünyamız arasında köprü kuran b


Zihin Bedeni Nasıl Etkiler? Placebo ve Nocebo Etkisi Üzerinden Bir Bakış
Genetik Kodun Sınırları Bir hastalık söz konusu olduğunda sıkça şu cümle duyulur: “Bu genetik.” Bu ifade çoğu zaman değişmezlik ve kesinlik çağrıştırır. Sanki doğduğumuz anda yazılmış bir metin vardır ve o metin olduğu gibi yaşanacaktır. Ancak modern biyoloji bu tabloyu daha esnek bir çerçevede ele alır. DNA dizisi büyük ölçüde sabit olsa da, genlerin ne zaman devreye gireceği, ne kadar aktif olacağı ve hangi yoğunlukta çalışacağı değişebilir. Hücreler, içinde bulundukları or


Sosyal Etkileşimin Nöropsikolojisi
İnsan beyni yalnızca bireysel olarak hayatta kalmak için değil, diğer insanlarla bağ kurmak ve yaşadığı dünyada anlam üretmek için de şekillenmiş karmaşık bir organdır. Klinik psikolojide sıkça karşılaştığımız stres, yalnızlık ve travma gibi durumların bedende ve zihinde nasıl işlendiğini anlamak; neden bir başka insana ihtiyaç duyduğumuzu bilimsel olarak kavramaktan geçer. Tehdit edici ya da stresli bir durumla karşılaştığımızda beynimizin alarm sistemi devreye girer. Bu sis


Beslenmenin Ruh Sağlığı Üzerindeki Rolü
Uzun bir günün sonunda kendimizi mutfağa attığımız o anı düşünelim. Bazen gerçekten aç olduğumuz için değil; sıkıldığımızda, gerildiğimizde ya da içimizde adını koyamadığımız bir huzursuzluk olduğunda dolabı açarız. Bazen de tam tersi olur: Zihinsel yük arttığında yemek yemek bile zorlaşabilir. Aslında bu küçük gibi görünen anlar, yemekle kurduğumuz ilişkinin yalnızca fiziksel değil; duygusal ve zihinsel bir boyutu olduğunu gösterir. Günümüzde bilimsel çalışmalar da bu ilişki


Kokuların Psikoloji Üzerindeki Etkisi
1. Koku Neden Bu Kadar Güçlü Bir Duyudur? Koku, insanın en eski ve en güçlü duyusal sistemlerinden biridir. Günlük yaşamda bazı kokuların bizi sakinleştirdiğini, bazılarının ise daha enerjik ve canlı hissettirdiğini fark ederiz. Bir kahve kokusunun zihni uyandırması, lavantanın gevşeme hissi oluşturması ya da çocuklukta duyulan bir parfüm kokusunun yıllar sonra bile yoğun duygular ortaya çıkarması tesadüf değildir. Bunun temel nedeni, koku duyusunun beynin duygu ve hafızadan


Hava Durumu ve Mevsim Geçişlerinin Psikoloji Üzerindeki Etkileri
Günlük hayatta sıkça kullandığımız “Havalardan mıdır nedir?” cümlesi, aslında düşündüğümüzden çok daha güçlü bir bilimsel zemine dayanır. Hava durumu ve mevsimsel değişimler yalnızca fiziksel çevremizi değil; duygudurumumuzu, bilişsel süreçlerimizi ve davranışlarımızı da etkileyen önemli çevresel faktörler arasında yer alır. Bu yazıda, mevsim geçişlerinin psikoloji üzerindeki etkilerini bilimsel bulgular ışığında ele alacağız. 1. Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu (SAD) ve Alt Kl


Yeme Bozukluklarında Kültürün Etkisi
Uzun yıllar boyunca yeme bozukluklarının yalnızca Batılı, yüksek gelirli ülkelerde yaşayan genç kadınlara özgü bir kültürel sendrom olduğu düşünülüyordu. Ancak güncel bilimsel araştırmalar bu görüşün sınırlı olduğunu göstermektedir. Yeme bozuklukları yalnızca belirli bir coğrafyaya ait değildir; kültürleri aşan bir ruh sağlığı sorunudur. Modern dünyada yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimler; beden algımızı ve yeme davranışlarımızı derinden etkilemektedir. Ayrıca yeme


Meditasyon ve Terapi: Zihin ve Bedenin Ortak Ritmi
Bazen dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür. Günlük hayat sürer; işler yapılır, sohbetler edilir, mesajlara cevap verilir. Ancak iç dünyamızda çok daha farklı bir süreç işliyor olabilir. Zihin durmadan düşünce üretirken, beden de bu görünmeyen gerginliğe hızlanan kalp atışı, sıkışan göğüs ve gerilen kaslarla yanıt verebilir. Çoğu zaman bunun yalnızca “stres” olduğunu düşünürüz. Biraz dinlenirsek geçeceğini varsayarız. Oysa modern biyoloji daha derin bir tablo sunar: Y
Tüm Yazılar
bottom of page
