top of page

Kişiliğimizin Görünmeyen Mimarları



Genetik ve Psikoloji: Kişiliğimizin Görünmeyen Mimarları Doğanın Mirası mı, Deneyimlerin Öğretisi mi?

Babanızın sabrını, annenizin enerjisini kendinizde bulduğunuz oldu mu hiç? Bu benzerlikler, yalnızca onların sizi nasıl yetiştirdiğiyle mi ilgili, yoksa genetik  mirasınızın sessiz etkisini mi yansıtıyor? 

Psikoloji, kişiliğimizin çocukluk deneyimleriyle şekillendiğini söylerken; genetik, bu  şeklin temelini — doğuştan getirdiğimiz eğilimleri — gösterir. 

İnsanı anlamaya çalışan bilim, uzun süredir aynı sorunun etrafında dolaşıyor: “Bizi biz yapan şey, yaşadıklarımız mı, yoksa onları nasıl anlamlandırdığımızı etkileyen  biyolojik kökler mi?” 

Bugün biliyoruz ki bu iki yön birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlıyor. Biz, hem genlerimizin hem de deneyimlerimizin ortak ürünü olan, biyolojiyle psikolojinin  iç içe geçtiği bir bütünüz. 


Kişiliğin Beş Temel Boyutu 

Kendinizi tanımlarken hangi kelimeler aklınıza gelir? 

Kibarlık, dürüstlük, inatçılık, içe dönüklük… 

Belki yüzlerce özellik sayabilirsiniz. 

Ancak psikoloji, bu çeşitliliği anlamak için kişiliği beş temel boyutta inceler: dışa  dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, nevrotiklik ve deneyime açıklık. 

Bu yapı, literatürde Beş Faktör Kişilik Modeli (Big Five Personality Traits, McCrae &  Costa, 2008) olarak bilinir ve kişilik araştırmalarında en yaygın kabul gören  sınıflandırmadır. 

Bu beş boyut, bir insanın dünyayla kurduğu ilişkinin genel çerçevesini çizer. Kimi kalabalığın enerjisiyle can bulur, kimi sessizliğin içinde derinleşir. Kimi planlı ve temkinlidir; kimiyse sezgilerine güvenir, yaşamı deneyimleyerek öğrenir. Bu farklı yönler birleştiğinde, davranışlarımızın ve tepkilerimizin ardındaki örüntü  görünür hale gelir. 



Genetiğin Sessiz Etkisi 

Kişiliğimizin kökenine dair en kadim sorulardan biri de şudur: 

“Biz, genlerimizin mi yoksa yaşadıklarımızın mı ürünüyüz?”

Bu sorunun yanıtını arayan araştırmacılar, onlarca yıl boyunca ikizleri ve evlat edinilmiş  çocukları incelediler. 

Elde ettikleri bulgular, kişiliğin yalnızca çevreyle değil, genetik yapımızla da  şekillendiğini ortaya koydu. 

En dikkat çekici çalışmalardan biri, Minnesota Tek Yumurta İkizleri Araştırması’dır  (Bouchard et al., 1990). 

Ayrı ailelerde büyüyen ikizlerin, ilgi alanlarından sosyal davranışlara kadar birçok kişilik  özelliğinde benzerlik göstermesi, genlerin kişiliğin temelini güçlü biçimde etkilediğini  gösterdi. Yine de hiçbir araştırma, kişiliği tek bir gene indirgemedi. Çünkü kişilik, nörotransmitterlerin, hormonların ve beyin yapılarının etkileşimiyle ortaya  çıkan karmaşık bir örüntüdür.  Genlerimiz, bu örüntünün sessiz ama yön verici bir temelini oluşturur.


Deneyimlerin Dokunuşu: Çevrenin Rolü 

Genetik yapı bir altyapı sunar; fakat yaşam deneyimleri bu altyapıya biçim verir. Çocuklukta kurulan bağlar, aile içindeki duygusal iklim, öğretmenlerin ilgisi,  arkadaşlıklar ve yaşanan kırılmalar… 

Tüm bu unsurlar kişiliğimizin gelişiminde iz bırakır. Aynı genetik yapıya sahip iki kardeş düşünelim: Biri destekleyici bir çevrede özgüvenli ve girişken bir birey haline gelirken, diğeri daha sınırlı bir çevrede temkinli veya kaygılı bir yapı geliştirebilir. Bir çocuk sanatla erken yaşta tanıştığında yaratıcılığını cesurca ifade edebilir; aynı potansiyele sahip ama farklı koşullarda büyüyen bir diğeri, bu yönünü yıllar sonra  fark edebilir. 


Psikoloji bize şunu hatırlatır: Kalıtsal eğilimlerimiz, yaşadığımız çevreyle sürekli etkileşim halindedir. Tıpkı bir tohumun büyüyebilmek için toprağa, suya ve güneşe ihtiyaç duyması gibi, biz de potansiyelimizi yaşadığımız deneyimlerle besleriz. Kişiliğimiz, sabit bir tablo değil; yaşam boyu değişen, gelişen bir süreçtir.


Kendi Hikâyemizi Yazmak 

Kişiliğimiz, doğuştan getirdiğimiz eğilimlerle yaşantılarımızın buluştuğu dinamik bir  dengedir. Her davranışımız, her seçimimiz bu dengeyi yeniden biçimlendirir. Genler bize bir başlangıç sunar; ama bu başlangıcı nasıl yönlendireceğimiz, farkındalığımız, ilişkilerimiz ve çevremizle  kurduğumuz bağlarla şekillenir. 


Unutmayalım: Kişiliğimiz bir yazgı değil, bilinçli seçimlerle gelişen ve yaşam boyu yeniden yazılan bir hikâyedir.


 Kaynakça 

1. Bouchard, T. J., Lykken, D. T., McGue, M., Segal, N. L., & Tellegen, A. (1990).  Sources of human psychological differences: The Minnesota Study of Twins Reared  Apart. Science, 250(4978), 223–228. 

2. McCrae, R. R., & Costa, P. T. (2008). The Five-Factor Theory of Personality. In O.  P. John, R. W. Robins, & L. A. Pervin (Eds.), Handbook of Personality: Theory and  Research (3rd ed., pp. 159–181). Guilford Press. 

3. Plomin, R., & von Stumm, S. (2018). The new genetics of intelligence. Nature  Reviews Genetics, 19(3), 148–159. 

4. Koenig, L. B. (2020). Twin studies in personality research. In B. J. Carducci & C. S.  Nave (Eds.), Wiley Encyclopedia of Personality and Individual Differences (pp. 415– 419). Wiley. 

5. Cherry, K. (2025, February 4). Is personality genetic? The impact of genes vs.  environment. Verywell Mind.


İçerik :Melisa Altaş

Tasarım: Rabia Kübra Tanrıverdi

 
 
bottom of page