Harmony Psychology Institute | Psikoloji Eğitimi & Süpervizyon Platformu Profesyoneller İçin Psikoloji Eğitimleri | Harmony Psychology Institute Halk İçin Ücretsiz Psikoloji Seminerleri | Harmony Psychology Institute Psikoloji Eğitimleri | Sertifikalı Online Programlar | Harmony Psikoloji Workshopları | Uygulamalı Eğitimler | Harmony
top of page

Hastalıkların Gelişiminde Genetik ve Epigenetik Etkileşimler

  • 7 Ağu 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Haz



Hastalıkların ortaya çıkışını anlamaya yönelik biyolojik yaklaşımlar, yalnızca genetik faktörlerin değerlendirilmesinin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Genetik yatkınlık, birçok fiziksel ve psikiyatrik hastalığın gelişiminde temel bir rol oynasa da, bu yatkınlığın hastalığa dönüşme süreci genetik olmayan mekanizmalarla da şekillenir. 

Bu noktada epigenetik düzenlemeler, çevresel faktörlerin genlerin nasıl çalışacağını etkilemesini sağlar. Bu mekanizmalar, kalıtsal özelliklerimizle yaşam deneyimlerimiz arasında köprü kurar. Genetik yapımız (yani DNA dizimiz) aynı kalır, ama genlerin ne zaman, ne ölçüde ve nasıl çalışacağı değişebilir. İşte epigenetik bunun ayarını yapar.

Bunu bir müzik notası kitabı gibi düşünebiliriz. Genlerimiz, içinde birçok parça bulunan bu kitapta yer alır. Ancak her parça her zaman çalınmaz. Hangi parçaların sahneye çıkacağına bir orkestra şefi karar verir. Bu şef, epigenetik mekanizmalardır. Bu orkestra şefi üç ana araç kullanır: DNA metilasyonu, bir parçanın üzerine “bu çalınmasın” diye yapıştırılan bir not gibidir. Histon modifikasyonları, notaların yazılı olduğu sayfaları saran kurdeleleri sıkar ya da gevşetir; böylece bazı parçalar kolayca okunur, bazıları zorlaşır. Küçük RNA türleri ise orkestradaki belirli enstrümanlara özel komutlar verir: “bu bölümü sessiz çal”, “bu kısmı şimdi oynama” gibi.

Böylece, genetik notalarımız aynı kalsa da, yaşadığımız hayat – ne yediğimiz, nasıl hissettiğimiz, hangi ortamlarda bulunduğumuz – müziğin nasıl çalınacağını belirler. Yani aynı nota kitabına sahip iki kişi, hayatın farklı orkestra şefleriyle çok farklı besteler ortaya koyabilir.

 

Psikiyatrik bozukluklar, bu genetik ve çevresel etkileşimin en belirgin biçimde gözlendiği alanlardır. Çevresel faktörler; erken çocukluk döneminde maruz kalınan ihmal, fiziksel veya duygusal istismar, ebeveyn kaybı, aile içi şiddet, kronik stres, yoksulluk, sosyal dışlanma, beslenme bozuklukları, toksik madde maruziyeti ve hatta hamilelik döneminde annenin yaşadığı stres gibi unsurlar, uzun vadede biyolojik sistemlerde kalıcı değişikliklere yol açabilir. Bu değişiklikler, epigenetik mekanizmalar aracılığıyla gen ifadesini değiştirerek sinaptik fonksiyon, stres yanıtları ve beyin plastisitesi üzerinde etkili olabilir.

Bu durum, tek yumurta ikizleriyle yapılan çalışmalarla da desteklenmektedir. Genetik olarak özdeş olan bu bireyler, yaşamları boyunca farklı çevresel deneyimlere maruz kaldıklarında, epigenetik profillerinde zamanla belirgin farklılıklar oluşmakta ve bu da sağlık durumlarındaki değişiklikleri açıklamaktadır.

Bununla birlikte, bazı bireyler genetik yatkınlık taşımalarına rağmen yaşamları boyunca hastalık geliştirmez. Bu durum, epigenetik mekanizmaların genlerin çalışma biçimini düzenleyerek hastalık gelişimini engelleyebileceğini de göstermektedir. Sevgi ve güven temelli ilişkiler, destekleyici aile ortamı, sosyal kabul, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, yeterli uyku, stresle baş etme ve genel olarak sağlıklı bir yaşam tarzı bu koruyucu etkiyi güçlendirebilir. 

Sonuç olarak, her ne kadar genetik yatkınlık hastalıkların temelini oluştursa da, bu potansiyelin nasıl ortaya çıkacağı ve biyolojik düzeyde nasıl karşılık bulacağı büyük ölçüde bireyin çevresel deneyimleriyle şekillenir ve epigenetik mekanizmalar bu süreci yönlendiren kilit biyolojik düzenleyiciler olarak öne çıkar.


KAYNAKÇA


Anbalagan, S. (2024). Genetics and epigenetic in mental health. International Neuropsychiatric Disease Journal, 21(6), 1-18.


van IJzendoorn, M. H., Bakermans-Kranenburg, M. J., Ebstein, R. P. (2011). Methylation matters in child development: Toward developmental behavioral epigenetics. Child Development Perspectives, 5(4), 305-310.


İçerik: Hazal Kaya

Tasarım: Rabia Kübra Tanrıverdi

Sıkça Sorulan Sorular

Epigenetik nedir, genetikten farkı nedir?

Genetik, DNA dizisindeki kalıcı değişiklikleri incelerken epigenetik, gen ifadesini etkileyen ancak DNA dizisini değiştirmeyen mekanizmaları araştırır. Stres, beslenme ve çevre gibi faktörler epigenetik değişikliklere yol açabilir.

Düşüncelerimiz genlerimizi değiştirebilir mi?

Araştırmalar, kronik stresin ve olumlu zihinsel pratiklerin (meditasyon, pozitif düşünce) epigenetik işaretçileri etkileyebildiğini göstermektedir. Bu değişiklikler gen ifadesini açıp kapatabilir, ancak DNA'nın kendisini değiştirmez.

Epigenetik değişiklikler kalıtsal mıdır?

Bazı epigenetik değişikliklerin nesiller arası aktarılabildiği gösterilmiştir. Ebeveynlerin yaşadığı travma veya beslenme alışkanlıkları, çocuklarda ve torunlarda gen ifadesini etkileyebilir.

Epigenetiği anlamak psikoterapi sürecini nasıl değiştirir?

Epigenetik bakış açısı, geçmiş deneyimlerin biyolojik izler bıraktığını ve bu izlerin terapi, yaşam tarzı değişiklikleri ve farkındalık pratikleriyle dönüştürülebileceğini ortaya koyar. Bu bulgu, değişimin her zaman mümkün olduğunu destekler.

 
 
bottom of page